Aşk-ı Adli(Zeran-3)
3/6/2008 · Kategori: Uzlet

Sıratı müstakimden geçerken yüzüme oturan ateşten ar yağdırırım. Uykular okur beni Zeran; kör topal bir deniz, çalkalanır ansızın. Bir “karadeniz” boşalır ruhuma.Kambur dudaklarımın sesi, mor kokulu susku kesilir. Dokunduğum çöller kuruyor; adının çatı katında uykusuzluğun inzivasına çekiliyorum. Bahar alıyorum koynuma. Usul usul götürüldüğüm intizarların, çatlayan ağlamalarında, bir "geçer" daha satıyorum ağrılarıma. Depremler sarsıyor “geçen”lerden kalanlarımı... Tufanından geçtiğim, yalnızlığım çürüyor. Gözlerinin siyah ritminden tutuyorum, ellerinin kuyularında bıraktığım yüzümü soluyorum... Kapımı “gölge(m) adam” çalmalı. Ağustosa ısmarladım; özgürlüğe giden tutsak bir uçurtmayı... Çocukluğuma bakınıyorum arkamdan. Önüm s/ona kalıyor. Önüm s”o”be... Ardım s”o”be... Kapı arasında avare kalıyorum. Güneş ülkesinin yanından geçiyorum. "Ellerini bırakma" diye seslenen düşlerimin sessiz renginde yiğitleniyorum... Gölgemizin ışığını yak Zeran! Acıya düşen hayallerimize pedal çevirirken, dizini kanatma. Öyle ki cümle cümle omzumda davetkar aşklar. Bu gece tahammülüm yok ecel payıma zeran; içimi içmeliyim. Siyah gözlerinin, uyur ayak beklediği korkularına geçiyorum; “gölge adam”... Koca cüsseli harflerinle temizliyorsun ağrılarımı. Bin bir ayak izinle çatlayan, uzak coğrafyana dikiş vuruyorum. Uzun koridorlu gözlerine koşuyorum. Geceye diş biliyor, damar zonklamalarım. Kent korkağıyım Zeran; aniden sağanak, yağmur gibi baskın gel... Şehirler arası; sayıklamalı ayrılık başlar, “kimlik taraması” saatlerimde. Sahipsiz bir kalabalığımın söz uğurlamasındayım. Kentimin perçemi dağılır yüzüme ve ayık bir tufanda “ağız sızım” kesilirsin Zeran. Mum aydınlığında çatık kaşlı bir gece belirlenir. Sen; yüzünün yar/asına İstanbul’u nasipleniyorsun. Düzeni bozuk nefes d/okunuyorsun, nakarat düş/te. Öykünülesi bir tavır koymadım korkuma / koynuma. Vakti alınmış gözlerinin mayasında, acı bir biçim turnalaşıyor. Söz bakan göz karası hüznün; bir kirpik yaşı; kırık sokaklar da dalgınlık dilenen. Zeran; gidersen hiç bir durak kalmayacak; yastık altına sakladığım, boy veren gün dönümü sayıklamalarımdan... Uzlet-i Zeran; şafak, vuslata gebe... Kısa metraj bir ömürden sıvazlayarak geçiyordum paçalarımı, Bir kara-deniz ve kıyıda gölgeli bir kız ! Ömründen geçen bir gölgeyi seyrediyordu, başı dik... Bir tarafa çekilmiyordu İstanbul yüzlü sevgili, Tuzlu kirpikleriyle seyrettiği yüzünün yar/ası; p/istanbul oluyordu... Kaç sancıyı daha büyütür anne şefkatiyle bağrında... “Bir nefeste benden ç/al... Bir nefeste benden olsun... Nefesin eksilen ömrümde nedenim olsun...” Bir yüreğin havalandırmasından seyredebiliyordum sizi, Aşka sığındığım asil süngüler, benim üzerime örtülüyordu sanki... Yaşadım s/izli bir coğrafyanın tanığı olabilmek adına... Biraz sana geldim, birazda benden ç/aldım.. Ne kadarda azalmış ömürler, aşkla arşınlanırdı ömrüm, sonunda aşkın s/özsüzlüğüne sürüldüm... Sükunetsiz geçemiyordum ömrümün kara sularından Kızıl rengi akşamlara da sığdıramıyorum başımı... Hep bir dehliz ! Ki ben yüzme bilmiyorum...
Şule İDİZ
Gülay SAĞLICAK
02/06/2008

