Öksürüklerimde Sararmış Bir Öykü
29/5/2008 · Kategori: Uzlet

Üç noktayı koydu...Hep üç noktaya sığınmıştım sığdırılmıştım..Nefesimden tutsam ruhumun sancılı izi çıkıyordu..
Kendimi tekraralamaktan ibaretti dışımda kalan içim..."Sen olmaya ne hacet" dedim, sessizliğin seninden geçtim...
Gönül eşşiğime düşen gölgem uzaktı; öncem ayrılıktı...Süvarisiz sözcüklerin balçığına sıvadım üşümelerimi...Kızıl bir günbatımı seslendim dilime..
Saçlarımdan yandı ellerim...Ruhumu araladım, nefesimin fısıltısında yalnızlık irkiliyordu...Dev bir devanın şiir yezdadın da koyuldum yola...
En uysal sancımdı; ellerine dokunmuş kent..Kadınlığının haziranını az daha sürüseydi, yağmurun ateşinde çatlayacaktı sancısı...Neyleyim ki şar'ın ab-ı şarabtı ve uykusuz kaldığı gecelerin sabahındaydı..
Kavgalarım başlıyordu harflerimin "z" noktasına..Aslıma bitiyordu ve aynı şeyler yine başlıyordu...Mürekkebimin ses getiren sevda renginde,
gafletin hüsran bakıyor...Canıma kırılan künyemin kaydında nedamet yağmalanıyor...Damgamın kıyısında; büyümenin zor yanının kolay çocuk kalmak
olduğunu anlıyorum...Kim kime kimdi, neydi" sayıklamalarının dayatmalarına bir el daha devam etti aklım...Oyunların alt okumalarında sıra bendeydi...
-"Nasıl bir teselliye muktedir olsamda seni kurtarsam...
Cevapsızlığın boz susmasının rengine etiket yedi tenim...Yüzümü yumdum avuçlarıma...
Gözüme batık geceye dönüyordum...Ağır kokulu migrenin bulantısına alışmamın, sayılamamış çokluğundayım yine...
Duruşun imlasını ödünç almış yalnızlığımın fotoğrafını durduruyorum...Dün geceden kalma şizofrenliğimle, masaya bıraktığım hücrelerime ilişiyorum usumla...Şair yanımdan kalan ömrümden geçip geliyorum...Ruhuma büyük gelen soluğumun yorgunluğunu soyundum...Dilime uyanmamış iklimleri ovalıyorum dişlerimle...
Cam kenarına seyir eyleyen sokakların karanlığını yontan uğultu kadrosu peydah oluyor sessizliğime...Usulca vardım yanına, yanaşır gibi...Saçlarımın siyahına cellat rüzgarın elinde yaltakçı virgülleri giydiriyorum...Ömrüme sıçrayan şiirlerden arlanıp, bir matemin içinde aranıyorum...Ve ölüm başlıyorum..
.
Tabutlara yaslıyordum sırtımı ve perde arkamdan kapanıyor...Zarlar atılsın; masallar kalabalıklaşıyor...Yüzüme gelmeyecek durmaların kınası yakılsın; kipriklerime mısralar düş'eş asılıyor...Dokunuşuma evcilleşmiş kalemimin iki kişilik açlığına doyumsuzum...Ruhumun kaydırılmış hecesindeyim...Ertesi sabahdı; sol yanıma baş eğdiren ezberimin tadı yine ......(dı)...Aynaların kaderi hep kırılmaktı...Denizlerin kekeç yine İSTANBUL...Dilime dayan; nasılsa(n) itirafımsın....
Ertesi düş:
İkiden bir eksik , birden iki fazla nüsha yorgunluğumun batımındayım...Aynı kıyama kalkan korkularımın replikleri aynı tonda ilerliyor....Mübah bir asabiyet kavgası tutuşuyor...Adınla uzuyorsun dizlerime, kendimi kalın çiziyorum...Cümlesizliğimin kirine bulaşıyorum...Yüzümün asvaltında bozulmuyor vakit geleceklerin...Toparlanayorum, birdem üşüyorum...Hatırlıyorum; umudun yüzüne buluşan aşk değil; aşkın yüzüne bulaşan yar'dı...Köşe kapmacaydı aynada yüzler...Ve yine yorgundu bölüşülemeyen kargaşalarım...
Nefeslerimin voltasında cenk koparan susum zinaydı dilime...Belde belde geziniyorken, bedenimin yol üstü suç koridorlarında; ayraç oluyorum yaşama ve aynı sayfada tevafuk buluyorum mahzenin ismine çıkamayışında...Yetişemiyorum kanun koyucu ölümün telaşına...Dilbaz bir unut başlıyor saçlarımın beyazında...
Elzem değil bana ayrılıklar, ben kendimi pişmanlığımdan tanırım...Saçlarımın boyunda intihar koridorlarının havalandırmasına git geliyorum...Henüz haberdar değilim gözlerime yumulan kinin cismaniyetine...Tırnaklama gülüşümü; gün olurda seyyahlına dönersen ürkme heyelen hüznümden...
Bir kabusun ortasından başlıyordum...
Ayrılığın çeyizini nakışlıyordum nefesimin darlığına...İnce bir çilenin vardiyasında nüshaydı ç/alın(tı) yazım....
Öznesi pansumana alınmış bir hikayenin acil vakasıydı yüklemim...İçimde tekrara alınmış bir adam vesvesesi petekleniyordu...
Elden çıkardığım gitmelerimin gerekliliğindeydim...Dudak payı kalmış soluğumu yudumlamadan, kendime ek almadan gitmek zorunluluğu...
Dilimi sivrilten bir mültecinin şulesinde yürümek...Aklıma rehin susmaların da esirge uyanmalarımı...Bahanesi sen ekmek arası kalabalığımın tatsızlığı...Başedilemez yorgunluğumun etek ucundayım...Miladı dolmuş nazlı eylüllerin arafesinde; ölüm ardı aşk erteliyorum...
Kırılgamlığımı guslet ruhunun besmelesiyle....Sözün kırıklığına batan saçlarımdan izledim kentimin soykırımlığını...Bırakılmalıydı iki eli arasında kalan başıboşluğuna ve kavgasının korkaklığı anlaşılmalıydı...Her yazılan birgün yakılmak için saklanmalıydı...
Sığdırılamadım uzaklardan alınmış gözlerimin yokuşlarından ne yana dönsem dağılıyor rüzgar...
Not:Hazırlık aşamasında olan kitap ROMAN VARİ den bir bölümdür.
Şule İDİZ

